HZ. MEVLANA’NIN DOĞDUĞU EV BELH’DEN KONYA’YA KAYNAKTAN DÜNYA YA

Belgesel yapımcılık adına Devr-i Alem programı için Afganistan’a  gitmeye karar verdiğimizde, etrafımızdakiler “ Savaşın ortasında neyi çekeceksiniz?” sorusunu soruyordu. Oysa Afganistan Horasan Medeniyetine ev sahipliği yapmış, bilginler yurduydu. Muhteşem Horasan medeniyetini daha sonra ki sayılarda geniş olarak ele alacağız. Bu yazımızda Hz. Mevlana Celaleddin Rumi’nin Doğduğu ev’e yaptığımız ziyaretten bahsedeceğiz.

Kabilden Belh’e ulaşmak hiçte kolay olmadı. Saatlerce süren yolculuk, 3.800 metreyi bulan Pamir ve Hindikuş dağları arasında bulunan Salang geçidini geçmek bir yana, yolların güvenli olmaması bir yana, Taliban korkusundan gece yol alamıyorduk. Tüm zorluklara rağmen yolumuza devam ettik ve Bel’e ulaştık. Tarihi Belh şehrinde bizi Osmanlı çınarları karşıladı.

Burası sadece Hz. Mevlana’nın doğduğu yer değil, aynı zamanda  Osmanlının kurucusu kayı aşireti’nin ana vatanı.İbrahim Ethemler,İbni Sinalar,İmamı azam ve Şid peygamber gibi bir çok ilim irfan sahibi insanın memleketi . Tarihi Belh Şehri’nin etrafı horasan harcından büyük surlar ile çevrilmiş. İlk durağımız olan Belh Camii inden sonra bir Pazar yerini geziyoruz. Daha çok kadınların satış yaptığı pazarda, kendimizi 300 yıl öncesine gitmiş gibi hissediyoruz. Burkalı kadınlar,çocukları ile birlikte oturup,önlerindeki sebze,meyve ve yiyecek eşyalarını satarak üç beş kuruş para kazanma  gayreti içerisindeler. Pazarda biraz zaman geçirdikten sonra Mevlana’nın doğduğu ve ilk tahsilini aldığı eve doğru yola koyuluyoruz. Ev Belh’e 15 km uzaklıkta Hacı Golak köyünde.

Hacı Golak köyüne vardığımızda Mevlana Celaladdin Rumi’nin evini sorduğumuz herkes “o da kim”der gibi yüzümüze bakıyordu. Mevlana  burada Celalediddin  Belhi olarak biliniyor ve anılıyor. Birisi önümüze düşüp bizi eve götürebileceğini belirtiyor. Peşine takılıp yürüyoruz. Bir süre sonra Farsça yazılmış bir tabelanın önünde duruyoruz. Tabelada ‘Konya Mevlana Caddesi’ yazıyor . Daracık, kerpiç duvarlı, çamurlu bir sokaktan  geçerek dut ağaçları ile çevrili geniş bir alanın ortasında kubbesinin bir kısmı yıkılmış,harabeye geliyoruz.Buranın Mevlana’nın doğduğu ev, babası Sultan Bahaeddin Veled’in müderrislik yaptığı yer  olduğunu söylediklerinde yıkıldık. Bu kadar kötü durumda olmasını beklemiyorduk. Üzerinden 800 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu ilgisizlik ve bakımsızlıkta gene de iyi durumda sayılır. Biz Dış işleri bakanlığımızın ve Elçiliğimizin gözetimi ve koruması altında bir yer bekliyorduk. Horasan harcı ile yapılmış,kubbeli binanın hava şartlarına 900 yıl kadar dahana bildiğini öğreniyoruz. Odacıklardan oluşan evi geziyoruz. Beraberimizdekiler ufak bir odayı gösterip Mevlana’nın doğduğu odanın burası olduğunu belirtiyorlar. Oda dahil tüm bina perişan vaziyette. Türk-İş birliği kalkınma ajansı’nın restorasyon tekliflerine Afganlı yetkililerin izin vermediği söyleniyor.

Hz .Mevlana ‘nın dünyaya geldiği, Bilginler Sultanı Bahaeddin Veled’in dersler verdiği  ev şuanda yok olmak üzere.

Hz. Mevlana, babası Bahaeddin Veled ve onun babasının da bu köyde doğduğu belirtiliyor. Köyde halen Belhi soyadını taşıyanlar var. Köyün yakınından geçen ırmağa Bahaeddin Deryası diyorlar. Birzamanlar Mevlana’nın oynadığı ağaç diplerinde çocuklar oynuyor. Mevlana’nın  Belh’den Konya’ya uzanan hayat hikayesini ve eserlerini düşünüyoruz.

Belh’liler evi ancak bu kadar koruyabilmişler. Peki biz Mevlana ne kadar tanıyor ve sahip çıkıyoruz.

 

NOT: Yazı ve Fotoğraflar Tarihçi-Yazar İsmail KAHRAMAN’IN yazılı izni olmadan hiçbir yerde kullanılamaz.

 

Yazı Ve Fotoğraf
İsmail KAHRAMAN