
‘Dersim Dört Dağ İçinde’ türküsünde vurgulanan Munzur ve Mercan dağları ile bu dağların arasındaki derin ve kıvrımlı vadilerden kimi zaman coşkulu ve yatağından taşan, kimi zamanda alabildiğine durgun ve nazlı akan suların sınırlarını belirlediği çetin bir coğrafyada yer alan; birbirine sevdalı Munzur Suyu ve Pülümür Suyunun birleştikleri yerde daha da büyüyerek bir nehire dönüştükleri yerde kurulmuş şehirdir, Tunceli.
Tunceli sınırlarına girmeden hemen önce bir feribot yolculuğu ile başlayacak gezinizde yaşayacaklarınız sizi her an maceranın içindeymiş gibi sarıp sarmalayacaktır. Keban Baraj Gölü üzerinde feribotla giderken başınızı çevirdiğinizde sizi ada üzerinde yükseklerden tarihi bir kale kalıntısı heybetli duruşuyla karşılar. Yolculuğunuzun devamında halen ibadete açık 16. yüzyıldan kalma bir camiden yükselen ezan sesi gönlünüze huzur verip uğurlar, yerleşim yerinden uzaklaşıp biraz daha ilerlediğinizde sürprizlere hazır olun. Önünüzden geçen bir tilki, yaban domuzu ya da keklik sürüsü en ürkek haliyle hoş geldiniz dercesine sizi selamlayabilir.
Kekik kokulu dağlarında, 270 tanesi ilin dağlarına özgü 1600 bitki arasındaki rengârenk çiçeklere konarak işini telaşla yapan arıların ürettikleri mis kokulu balların tadıyla tanışmanız, bozulmamış doğamızın sizlere sunacağı tadına doyulmaz bir armağandır. Tabi bununla da bitmez; sabahları eğik boyunları ve gözyaşını andıran damlaları ile ‘ağlayan gelin’ olarak da bilinen ters laleler; rüzgârla birlikte hafifçe boyun eğerek karşılayan yabani dağ sarımsakları, sizi kendilerine hayran bırakır.
Munzur Milli Parkı’nda, vadide yolunuza devam ederken Munzur Suyu’nda yaşayan kırmızı benekli alabalıklar size eşlik eder. Eğer şanslıysanız yaban dağ keçileri de size bir tören geçişi yapabilir. Bir belgesel filmin canlı aktörlerinden biri olarak farklı renk ve türdeki kuşlara ve doğada ender görülen yaban hayvanlarından birine rastlamanızda an meselesidir.
Macera tadında yolculuğunuzun devamında varacağınız Ovacık ilçemizde bulunan kayak merkezinde ailenizle kayak yapıp tatilin tadını çıkarabilir ya da ırmağa adını veren Munzur Babanın efsanesini doğrularcasına suyun süt gibi aktığı gözelerden bir tas su içip gün boyu piknik yapabilirsiniz.
Ovacık’tan geri dönüşünüzde eğer adrenalin yüklenip farklı bir yolculuk yapmak isterseniz Munzur Suyu’nda rafting yapma olanağınız var. Ya da zipline ile yer çekimine meydan okuyup Munzur Suyu’nun bir kıyısından diğerine hızla geçme deneyimini yaşamalısınız. Büyüleyici doğayı kanat takmışçasına bir kuş gibi yükseklerden hayranlıkla görmek isterseniz yamaç paraşütü ile uçma seçeneğini de sizlere sunabiliriz. Bu aktiviteleri yapmak size zor geliyorsa; Venedik’i aratmayan Munzur Suyu’nda gondol sefası yapabilir, gezinti teknelerinde suyun sakinliği içerisinde seyrine doyum olmayan eşsiz manzaralar karşısında iç yolculuğa çıkmaya davet edebiliriz.
Sabahın ilk güneşi ile erkenden kalkıp kirlenmemiş doğası içinde tertemiz havasını soluyarak bir yürüyüş yaptıktan sonra yaylaklarda doğal otlarla beslenen keçi ve koyunların sütünden üretilen tulum peyniri ile cevizi bir arada yufka ekmeğine sarıp meşe odununda yapılmış çayı içme ayrıcalığına da sahip olabilirsiniz.
‘Eline, beline, diline sahip ol düsturu’ ile bağlama eşliğinde söylenen değişlerde, asırlar ötesinden size seslenen Baba Mansur’un, Düzgün Babanın, Kureyş Babanın, Derviş Cemal’in, Sarı Saltık’ın, Sultan Hıdır’ın seslerini duyarsınız. Ulvi duygularla eskiden yaşamış bu güzel insanların mekânlarını ziyaret edip dua ve niyazlarla ruhani yolculuk yapmanız mümkündür.
Sıkı bir tarih düşkünü iseniz; Çemişgezek’te tarihi köprülerden geçip İn Deliklerine çıktığınızda Urartularla buluşursunuz. Hozat’ta kaya mezarları size Urartuların hayat ve ölüm hakkındaki sırlarını vermeye hazırdır. Kısa bir feribot gezisi ile çıkacağınız Pertek Kalesi asırlar öncesinden gözcülük ettiği topraklara halen hâkim bir şekilde sizi dimdik ayakta karşılar, zirvesinde esen rüzgârlar geçmişten size anılar fısıldar. Tarih dolu Tunceli’nin hemen her yerinde bulunan mezarlık alanlarda çok sayıda koç-koyun ve at biçimindeki mezar taşları gelenleri hep birlikte hüzünlü bir sessizlikle ayakta karşılar, üzerindeki şekillerle ait olduğu kişinin hikâyelerini anlatmaya hazırdır. Pülümür’de Hatun Köprüsü’nden bir dilek tutup geçtikten sonra başınızı göğe doğru çevirdiğinizde sırtını Arap Kızı Dağı’na dayamış sarp kayalara ustalıkla oyulmuş Gelin Odalarını görürsünüz.
Eğer gün boyu gezdiğiniz yerlerde gördüğünüz tarihi ve doğal güzellikler başınızı döndürüp sizi yormuşsa ertesi gün için dinlenmiş ve dinç bir şekilde uyanmak için, Pertek ya da Bağın Kaplıcalarının sıcak sularla dolu havuzlarına kendinizi bırakmanın zamanı gelmiştir. Termal sularda yapılan sağlık banyosunun ardından Ulukale dutundan yapılmış orcik, pekmez ve pestili yiyerek enerji depolayıp yeni güne güçlü bir başlangıç yapabilirsiniz.
Yüzme zevkine varıp kumlarda güneşlenmenin tadını çıkarmak için Akdeniz veya Ege sahillerine gitmenize gerek yok. Yaz aylarında deniz sahillerini aratmayan plaj görüntüleri ile Munzur Suyu ve Pülümür Suyu’nda yüzüp güneşlenebilir ya da Nazımiye Dereova Şelalesi, Ovacık Kırk Merdiven Şelalesi’nin yüksek kayalardan akarken etrafına yaydığı serinlikte mangal keyfi yapmayı tercih edebilirsiniz. Şelale demişken Pülümür-Erzincan yolu üzerinde kayalıklarda yemyeşil bitkiler arasından usul usul dökülen sularıyla meşhur ‘Ağlayan Kayalar’da hatıra fotoğrafı çekmeyi sakın unutmayın.
Mercan Vadisi’nde baharı yaşamak, Pülümür Salördek Köyü’nde tablo güzelliğindeki hazan mevsiminin renk cümbüşünü görmek, uzun bir dağ-doğa yürüyüşü sonrasında Buyerbaba ve Karagöl krater göllerine ulaşmak bir insanın hayatında en az bir kez yaşaması gereken deneyimlerdendir.
Uzun yolculuğunuz sonrasında ya da günübirlik uğradığınız kent merkezinde, kısa süreliğine dinlenmek isterseniz; büyüklük bakımından Avrupa ülkelerindekilerle yarışan temalı parklarında ücretsiz ikram edeceğimiz çayları yudumlarken, yüce dağların üstünden süzülerek geçen kuş sürülerini seyre dalar, baraj gölünde gezinti teknelerine eşlik eden kuğularla, ördekleri izlediğiniz esnada şehrin sizi büyüsü altına aldığının farkına varmazsınız bile.
Güzelliklerini ve özelliklerini anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldığı, giderken geride bıraktığınız bir sevdalınız gibi hissedeceğiniz şehrimizden güzel anılarınızla ayrılırken, onu ve bağrında yaşattığı misafirperver insanlarını hatırlatacak organik Hozat bebeği, cicim, heybe gibi el işi ürünleri sevdiklerinize verebileceğiniz en anlamlı hediyeler olacaktır.
Sizi, iki sevdalı suyun birleştiği yerde doğup büyüyen güzeller güzeli Tunceli’ye bekliyoruz.
KATKILARINDAN
DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ
Hakan ULAŞŞOĞLU
Tunceli İl
Kültür ve Turizm Müdürü
Ahmet POSTALLI
Türk Hava
Yolları
Elazığ Satış
Müdürü
İsmet Hakan ULAŞOĞLU
Yazı Ve Fotoğraf
YAZI Tuncay SONEL FOTOĞRAFLAR Fotoğraflar: Tunceli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü